Bir işletmenin dijital tarafı tek parçadır. Biz o parçayı işletiyoruz.
Bu sayfada seçmeniz gereken bir menü yok. Site, reklam, içerik, arama, marka — hepsi aynı işin parçası ve ayrı ayrı satın alındığında birbiriyle kavga ediyor. Biz sekiz ayrı hizmet satan bir ajans değil, işletmenin dijital operasyonunu üstlenen bir ekibiz.
Altında ne olduğunu anlattık. Uzun, çünkü iş uzun.
Parça parça alınan dijital, parça parça çalışıyor.
Bir yerden site, başka yerden sosyal medya, üçüncü yerden reklam alındığında ortaya üç ayrı marka çıkıyor. Sitede bir vaat var, Instagram’da başka bir ton, reklamda üçüncü bir fiyat mesajı. Müşteri bunları sırayla görmüyor; aynı gün, aynı telefonda, arka arkaya görüyor.
Üç ayrı tedarikçiyle çalışan bir markanın logosunda genelde üç ayrı mavi bulunuyor. Bunu biz uydurmuyoruz — düzeltmeye çağırıldığımız için biliyoruz.
Tek elden yürüdüğünde ise şu oluyor: reklamdan gelen kişinin hangi sayfada koptuğunu görüyoruz, o sayfayı değiştiriyoruz, değişikliğin sonucunu aynı raporda okuyoruz. Kimseye “o bizim işimiz değil” demek zorunda kalmıyoruz.
Ajans değiştirenlerin en çok şaşırdığı şey bu cümleyi duymamak oluyor.
Tek operasyon, sekiz masa.
Bunlar ayrı ayrı satın alacağınız sekiz ürün değil. Aynı operasyonun sekiz masası ve her masa diğerine çalışıyor. Hangi masanın açık olacağına analizden sonra birlikte karar veriyoruz.
Büyüme Partnerliği →
Pazarlamanın tamamını üstleniyoruz: strateji, üretim, yayın, ölçüm ve bir sonraki ayın kararı. Ayları tek tek değil, çeyrek çeyrek planlıyoruz.
Diğer yedi masanın hangisinin ne zaman açılacağına burada karar veriliyor. Büyümezseniz anlatacak hikâyemiz olmuyor — bu yüzden hedef gerçekten ortak.
Dijital Pazarlama →
Reklam, içerik ve kampanya tek strateji altında yönetiliyor. Hangi kanala ne kadar girdiği ve oradan ne çıktığı kalem kalem raporlanıyor.
Reklam trafiği kötü bir sayfaya iniyorsa sorun reklamda değil. Web masasıyla aynı odada olduğumuz için o sayfayı aynı hafta düzeltiyoruz.
Web Tasarım →
Şablon değil, markaya özel. Hızlı açılan, mobilde bozulmayan, formu doldurulan siteler. Teslimden sonra bakım, güncelleme ve yeni bölüm ekleme devam ediyor.
Site, operasyonun vitrini değil merkezi: reklam oraya iniyor, SEO orayı taratıyor, sosyal medya oraya yönlendiriyor. Güzel görünüp satmayan site tasarım değil, dekorasyon.
Sosyal Medya Yönetimi →
İçerik üretimi, çekim, paylaşım takvimi ve topluluk yönetimi. Gelen mesajlara kim, ne kadar sürede ve nasıl cevap veriyor — bu da işin parçası.
Rapora beğeni sayısı yazmıyoruz; gelen mesaj sayısı yazıyoruz. Beğeni kimseyi satın almaya götürmüyor, mesaj götürüyor.
SEO / GEO →
Google’da ve yapay zeka aramalarında bulunmak. Teknik altyapı, içerik ve otorite üçü birden yürüyor; biri eksikse diğer ikisi boşa gidiyor.
Arama artık tek yerde yapılmıyor. Müşteriniz soruyu ChatGPT’ye soruyorsa orada da çıkmanız gerekiyor — ve o iki iş aynı iş değil.
E-Ticaret Danışmanlığı →
Altyapı seçimi, ürün sayfası, ödeme akışı, kargo, iade ve pazaryeri entegrasyonu. Satışı durduran adımı bulup o adımı değiştiriyoruz.
Sepeti terk ettiren şey genelde tasarım değil, üçüncü adımda çıkan kargo ücreti oluyor. Bunu görmek için siteye bakmak yetmiyor, veriye bakmak gerekiyor.
Marka Tasarımı →
Logo, renk, tipografi ve yazılı marka kılavuzu. Tabelada, ekranda, ambalajda ve reklamda aynı dil.
Kılavuz yazılmazsa marka üçüncü ayda dağılıyor: her yeni tedarikçi kendi mavisini seçiyor. Kılavuz aslında tasarım değil, disiplin belgesi.
PR →
Basın ilişkileri, medya görünürlüğü ve itibar yönetimi. Marka hakkında nerede ne konuşulduğunu takip ediyoruz.
Marka hakkında zaten konuşuluyor; mesele konuşulanın doğru şey olması. Ayrıca basında geçen bir haber, arama tarafında da otorite sayılıyor.
Operasyonun hiç kapanmayan masası.
Hangi hizmete ihtiyacınız olduğunu bulmak için sekiz kalemi okumak zorunda değilsiniz. İlk konuştuğunuz şey Waya oluyor: derdinizi anlatıyorsunuz, o doğru masaya yönlendiriyor.

Waya, sitenin süsü değil. Gece üçte gelen “siteme giremiyorum” mesajını gören, sabah ekibin önüne düzgün bir not olarak bırakan taraf o.
Karşınıza çıkan ilk ekran bir form değil, bir sohbet. Çünkü çoğu işletme “bana ne gerekiyor” sorusunun cevabını zaten bilmiyor ve bir açılır menüden seçmek zorunda bırakılmak kimseye yardımcı olmuyor.
- GöreviDerdi dinlemek, doğru masaya yönlendirmek
- Mesai7/24. İtiraz eden olmadı.
- YapamadığıTeklif imzalamak. O kısımda insan var.
- Neden varÇünkü ilk temasın formda ölmesi en pahalı kayıp
İşi ne kadar iyi yaptığımızı söylemek kolay.
O yüzden söylemek yerine sayı yazıyoruz. Üçünü de aşağıdaki galeriden kendiniz doğrulayabilirsiniz.
farklı sektörde aktif iş
Kuyumcudan lojistiğe, medikalden gıda ihracatına kadar birbirine hiç benzemeyen işlerin içindeyiz.
Sektörünüz listede yoksa dezavantaj değil: şablonumuz olmadığı için zaten sıfırdan öğreniyoruz.
şu an canlı yayında müşteri sitesi
Aşağıdaki görseller arşiv değil, sitelerin şu andaki hali. Ekran görüntüsü canlı alınıyor.
Portfolyoya ölü link koymak sektörün en yaygın alışkanlığı. Kontrol edin.
teslim bitiş değil, başlangıç
Bakım, güncelleme, revizyon ve raporlama teslimden sonra devam ediyor.
İş bitince kaybolan ajans modeli çalışıyor — sadece bir kez çalışıyor.
Peki sadece bir site istiyorsanız?
Yapıyoruz. Küçük iş diye burun kıvırdığımız bir kalem yok ve tek iş için gelen müşteriye başka bir ekip çıkarmıyoruz. Aynı ekip, aynı süreç, aynı teslim standardı.
İlk işi özensiz yapıp ikincisini beklemek diye bir strateji yok. İkincisi zaten o yüzden gelmiyor.
Tek farkı şu: teslimden sonra ortadan kaybolmuyoruz. Altı ay sonra “siteye kimse gelmiyor” dediğinizde konuşacağımız şey site olmayacak; sitenin etrafında eksik kalan parçalar olacak. O gün ne yapılması gerektiğini söyleriz — yaptırmak zorunda değilsiniz.
Tek kalemle başlayan müşterilerin çoğu ikinci yılda üç kalemde oluyor. Bunu bir satış taktiği olarak yazmıyoruz; sadece nasıl olduğunu anlatıyoruz.
Yapmadığımız işler.
Ajans sayfalarında bu bölüm olmaz. Olmadığı için de herkes her işi yapıyormuş gibi görünür. Neyi yapmadığını söylemeyen bir ekibin neyi iyi yaptığı da anlaşılmıyor.
- Takipçi satın almaSayı büyür, gelen mesaj sayısı büyümez. Raporu güzelleştirir, cironuzu güzelleştirmez.
- Garantili birinci sıraGoogle’a kimse söz veremez. Söz veren ya bilmiyordur ya da markanızın adını aratıp “birinci sıradasınız” diyordur.
- Bir haftada markaLogo bir haftada çıkar, marka çıkmaz. İkisini aynı fatura kaleminde satmıyoruz.
- Çıkış cezasıAyrılmak isteyen müşteriyi sözleşmeyle tutmuyoruz. Tutmak zorunda kaldıysak iş zaten bitmiş.
- Aynı içerik, beş müşteriSektör şablonu kullanmıyoruz. Aynı metni iki markaya veremeyiz; ikisi de birbirini arıyor.
- Bilmediğimiz sektörAnlamadığımız bir alanda “yaparız” demiyoruz. Öğrenme masrafını size fatura etmek olurdu.
Operasyon nasıl kuruluyor?
Listeden madde işaretleyerek değil.
İhtiyacı siz seçmiyorsunuz
Derdinizi dinliyoruz. Hangi masanın açılması gerektiğini analiz söylüyor, biz değil.
Çoğu görüşme “site lazım” diye başlıyor, “aslında site değil, teklif akışı lazım” diye bitiyor.
Kapsamı yazıya döküyoruz
Ne teslim edeceğimiz, kaç revizyon, hangi tarih, kim sorumlu — hepsi yazılı.
Sözlü mutabakat üçüncü ayda iki farklı hatıraya dönüşüyor.
Üretiyoruz, arada gösteriyoruz
Teslim gününde ilk kez görmüyorsunuz. Ara çıktılar boyunca görüyor ve müdahale ediyorsunuz.
Sürpriz teslim ajansın değil, müşterinin riski.
İşletmeye geçiyoruz
Yayından sonra ölçüm, bakım ve aylık karar döngüsü başlıyor. Asıl iş burada.
Bu adımı olmayan ajansların sözleşmesi genelde teslimde bitiyor. Tesadüf değil.
Fiyat listesi yok. Bilerek.
Aynı “kurumsal web sitesi” bir işletmede altı sayfa, diğerinde kırk sayfa ve üç dil demek. Sabit fiyat yazmak ikisinden birini kandırmak olur ve hangisini kandırdığımızı baştan bilemeyiz.
İki model var. Sadece web sitesi istiyorsanız tek seferlik ödeme — kredi kartına 3 taksit de yapılabiliyor — ve sonrasında bakım, yıllık güncelleme ya da yenileme ücreti yok. Dijital sürecinizin tamamını yönetiyorsak web sitesi hediye: bir yıllık sözleşme, sabit aylık ücret, yıl içinde yaptığımız hiçbir iş için ek fatura yok ve yıl sonunda devam etmeseniz bile site sizde kalıyor.
Rakamı belirleyen şey kalem sayısı değil: kaç sayfa, kaç dil, kaç kanal, hangi entegrasyon, mevcut durum ne. Analiz ücretsiz ve sonunda elinizde bir rapor kalıyor — bizimle devam etmeseniz de.
Nereden başlanır?
Bu sayfayı baştan sona okuyup hangi masanın size gerektiğine karar vermek zorunda değilsiniz — zaten o bizim işimiz. İki yol var: üç dakikalık Frekans Testi, ya da doğrudan analiz. İkisinde de önce fiyat konuşmuyoruz.
Uyumlu olmadığımızı düşünüyorsak bunu da söylüyoruz. Yanlış müşteriyle çalışmanın maliyeti iki taraf için de aynı.